Türkçesi “sakin şehir” ya da “yavaş şehir” olarak çevrilebilen Cittaslow kavramı uzun zamandır hayatımızda olan bir kavram ve Gökçeada’ya çok yakışmakta. 1999 yılından bu yana faaliyette olan uluslararası bir belediye birliği olan Cittaslow, aynı zamanda bir yaşam felsefesini de içinde barındırmaktadır. Kentleşme ile hayatlarımız, tüketime dayalı olarak oldukça hız kazanmıştır. Hayatın bu hızlı akışına karşı, daha sakin, daha yavaş yaşamayı ve hayattan keyif almayı temel alan Cittaslow felsefesi, yavaş yaşamın güzelliklerini ön plana almakta. Bir şehrin Cittaslow unvanı alabilmesi için de hem bu felsefeye uyması hem de bazı özelliklere sahip olması gerekmekte. Gökçeada bu ünvanı tam anlamıyla hakeden bir ada.

Gökçeada, eski adıyla İmroz, yani “Rüzgarlı Diyar”, Ege Denizi’nin kuzeyinde, Saros Körfezi’nin girişinde, Türkiye’nin en batısında yer alan, ülkemizin en büyük adasıdır. Çanakkale’nin güzel ilçesi Gökçeada, 91 km’lik kıyı şeridi ile yeşil ve mavinin buluştuğu en muhteşem yerlerdendir. Gökçeada, muhteşem doğası ve tarihiyle, yüzyıllardır kültürlerin birleştiği bir noktadır. İngiliz Financial Times gazetesi Gökçeada için; ‘’Avrupa’nın en iyi 5 yaz dönemi kaçış adasından biri’’ ifadesini kullanmıştır. Tarım Bakanlığı tarafından pilot bölge olarak seçilmesi üzerine 2002 yılından beri adada gerçekleştirilen organik tarım faaliyetleri ve 2008 yılından beri gerçekleştirilen tarım turizmi faaliyetleriyle Gökçeada, ziyaretçilerine eşsiz bir doğal ortam sunmaktadır. Öyle ki, yurtiçinden ve yurtdışından organik tarımla ilgilenen pek çok kişi için, Gökçeada tam bir cazibe merkezi haline gelmektedir.

Gökçeada'da bulunan birçok Eski Rum köylerii plajları ve doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini beklemektedir.